İntikam bataklık gibi içinde kokuyordu. Yalnızca o hissediyordu bu leşliği. Kıskançlık kırıklarıyla beraber hücum ediyordu kalbine. En çok sevdiklerini koynuna sokup kimseye vermemek istiyordu. Bencil bir çocuk edasıyla. Gözleri bazen yanıltmaları gösterirdi. Hayatın,
En çok sevdiklerinden biri ile kusursuz bir bağları vardı. Ancak bunun farkında değildi mülk -bataklık- sahibi. Onu görünce hep surat asar dikkatini çekmeye çalışırdı. Böylece daha çok sevebilirdi belki onu. Daha çok değil de hiç sevmiyordu galiba bu çok sevilen. Ya da en zülûmlüsü sıradan bir sevgiye tabi tutuyordu genç kızı. Göz altlarına is çalınmış gibiydi bu gencin. Hoşuna gidiyordu. Böylece ruhundan arta kalan yaraları,dudaklarından taşan kanlar ve gözlerinden taşırdığı bu dünyaya inanamama istemini dışavurabiliyordu. Büyümüştür. Bu yara. Beni sevmemelerine çok kızıyorum benimle paylaşmamalarına özel şeylerini oysa ben kendi içimdeki başka kendilerime kızıyorum. Kızıyorum ve yokuş.